Alaimisema: Bir Domain'den Çıkan Mood Tracker
Geçen aralarda ekşi sözlükte gezerken "alaimisema" başlığına denk geldim. Bilmediğim bir kelime, ne olduğuna bakmadan kapattım sayfayı. Ama bilirsiniz, beyin öyle bırakmaz — bir kelime aklınıza kazınır, "ya neydi bu" diye birkaç dakika sonra geri açarsınız.
Geri açtım, baştan sona okudum. "Alaim-i sema" Osmanlıcada gökkuşağı demekmiş. Güzel kelimeymiş, hoşuma gitti. Bir de Mabel Matiz'in bu isimde bir şarkısı varmış, hiç duymamıştım — açıp dinledim, o da güzeldi.
Sonra her zamanki refleksim devreye girdi: domain'e baktım. alaimisema.com boştaymış.
E ben şimdi bunu boş bırakıp gidemem.
Aldım.
Sonra "Eee?"
Aldım da, ne yapacağım belli değil. Elimde bir gökkuşağı kelimesi, bir domain, hiçbir ürün fikri yok. ChatGPT'yi açtım, bir akşam beraber kafa yorduk: "Bu isimle ne yakışır? Gökkuşağı, renkler, çocuk uygulaması mı, sanat uygulaması mı, paletti mi, ne?"
Bir sürü fikir konuştuk, eleye eleye mood tracker'da karar kıldık. Mantığı şuydu: duygu sayıyla değil renkle ifade edilen bir şey. Her gün hissettiğin duyguyu bir renkle işaretle, takvimin zamanla bir gökkuşağına dönüşsün. İsim olarak da tam oturuyordu.
Üstelik kendim için de işe yarardı — bir terapistle konuşurken "geçen ay nasıldı" sorusuna her seferinde "bilmiyorum, hatırlamıyorum" demek can sıkıyordu.
Karar verildi. Claude Code'u açtım, başladık.
Uygulama
Alaimisema her gün hissettiğin duyguyu kendi seçtiğin bir renkle takvime kaydeden bir günlük uygulaması. Mutlu sarı olabilir, kaygılı koyu mavi olabilir — sen seçersin, kendi paletini kurarsın. Zamanla takvimin bir renk haritasına dönüşüyor; haftalık ve aylık raporlarda örüntüleri görüyorsun. Veriler uçtan uca şifreli, hiçbir yere gitmiyor; Face ID veya PIN ile kilitleyebiliyorsun.
Sonuç
Uygulama bugün App Store'da yayınlandı. Test eden arkadaşlarımdan biri şöyle demişti: "Birkaç hafta sonra dönüp baktım, doktor randevumdan önce taşıyabileceğim bir şey oldu." Tam da olmasını umduğum şeydi.
Hikayenin asıl ilginç yanı şu: bu uygulama bir ihtiyaçtan değil, bir kelimeden çıktı. Önce isim vardı, sonra ürün geldi. Klasik product development tavsiyelerinin tam tersi.
Ama belki yeni dünya biraz böyle. Eskiden bir fikrin olur, sonra haftalarca araştırır, validasyon yapar, MVP yazar, lansman planlardın. Şimdi bir kelime hoşuna gidiyor, domain'i alıyorsun, ChatGPT ile beyin fırtınası yapıyorsun, Claude Code ile bir hafta sonu içinde ürün çıkarıyorsun. App Store'a koyuyorsun, bakıyorsun tutar mı tutmaz mı.
Tuttu. İyi ki kapatıp gitmemişim o ekşi başlığını.